|
DAGANER GURUBUNA ÜYE OLUNUZ
12/4/2009
-
Eşiniz sizi dinlemiyorsa...

Eve gelmesini dört gözle bekliyorsunuz, ama o sizi dinlemiyor, öyle mi?
Peki, erkekler neden kulaklarına görünmez bir pamuk tıkarlar dersiniz? Çünkü erkekler konuşmayı daha çok tartışma olarak algılarlar! Kadınların bu konudaki kelime hazinelerinin, erkeklere göre daha gelişmiş olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Erkekler, tartışma konusunda eşleriyle hiçbir zaman yarışamayacaklarının da bilincindeler. Onlar için yenilgiye uğramak çoğu zaman korkutucu bir olgudur. İş dönüşü eve gelip dinlenmek dururken, eşleriyle niye tartışmaya girsinler ki? Bu yüzden havada tartışma kokusu aldıklarında, anında kendi kabuklarına çekilmeyi tercih ederler.
Kadınların daha duygusal, erkeklerin ise daha rasyonel oldukları hepimizin bildiği bir gerçek. Dolayısıyla eşi, hem iş hem ev yaşamının kendisini çok yorduğunu anlattığında, erkek eşine bir yardımcı tutmasını önerecektir. Oysa kadının eşinden duymak istediği sadece "Canım çok çalıştığını biliyorum. İstersen gel sana biraz masaj yapayım" sözleridir. Eşinden çoğu zaman istediği tepkiyi alamayan kadının vereceği tepki de pek hoş olmayacaktır. Bu durumda erkek ne olduğunu anlayamadığından, aynı tepkiyle karşılaşmamak için eşini bir daha ne dinleyecek, ne de ona bir şey söylemeye kalkışacaktır.
Sizi dinlemesi için yapmanız gerekenler
1. Onu suçlamaktan vazgeçin. Hiç kuşkusuz ki, eşinizi daha çok veya daha az onayladığınız zamanlar olacaktır. Ancak hiçbir davranışının onaylanmaması ona çok ağır gelebilir. Eşinize doğru bulmadığınız bir davranışı hakkında soru sorarken, eleştirici ve suçlayıcı bir tavır almaktan kaçınmaya özen gösterin. Eğer konu eve geç gelmesi ise, "Nasıl beni aramayı akul etmedin?" diye sormak size bir şey kazandırmayacaktır. Bunun yerine "Geç kaldığın zaman senin için kaygılanıyorum" diyerek gerçek duygularınızı dile getirirseniz, eşiniz sizi dinlemeye ve daha dikkatli davranmaya özen gösterecektir.
2. Taktir ve teşvik edin. Eşinizi konusmaya ve dinlemeye zorladıkça o direnecektir. "Beni biraz dinleyebilir misin? Zor bir gün geçirdim ve biraz konuşmak istiyorum. Seninle konuşunca kendimi daha iyi hissediyorum" diyebilirsiniz. Ancak konuşmanız uzadıkça eşinizi bu yönde teşvik ve takdir etmezseniz, dinlerken ilgisini kaybedebilir.
3. Doğru zamanı bulun. Eşinizin sizi dinlemesi için uygun olmayan bir zamanı seçerseniz, hem hayal kırıklığına uğrarsınız, hem de eşiniz onu anlamadığınızı düşünebilir. Eğer o gün çok yorgunsa, işte olumsuz birtakim olaylar yaşamışsa veya televizyonda maç seyrediyorsa, boşuna enerjinizi harcamayın. Çünkü sizi dinlemeyecektir. Eşiniz eğer durumundan hoşnutsuzsa, sadece kendi sorunlarıyla nasıl başa çıkacağını düşündüğünden diğer konulara ilgi duymaz.
4. Sorunları biriktirmeyin. Kadınlar zaman zaman tartışmalardan yara almamak için yüzlerine bir gülümseme yerleştirip her şey yolundaymış gibi davranırlar. Ancak sorunlar üst üste birikince yersiz bir zamanda ani bir öfke nöbetiyle açığa çıkarlar. Eğer ilgisiz bir durumda nedensiz yere eşinize öfkenizi ve sorunlarınızı yansıtıp bunu kavga boyutuna taşırsanız, eşiniz neye kızdığınızı anlamayacaktır. Bir daha aynı öfke nöbetiyle karşılaştığında ise kavgadan kaçınmak için kendi kabuğuna çekilip, sizi dinlemeyecektir.
5. Örnekler verin. "Bana okul döneminde bir öğretmeninle yaşadığın bir sorunu anlatmıştın. Ona nasıl yardımcı olabiliriz? Bu tür örnekler erkeklerin daima ilgisini çeker. Ona zaman zaman kendisi hakkında konuşma verirseniz, iletişim konusunda da pratik yapmasına olanak sağlamış olursunuz.
6. Süresini ve konuyu belirtin. Erkekler inisiyatiflerini ne kadar süreyle size teslim edeceklerini bilmek isterler. Eğer konuşmanızın süresini ve konunun ne olduğunu söylerseniz, onu rahatlatmış olursunuz. Örneğin, "Seninle 10 dakika çocukların veli toplantısı hakkında konuşmak istiyorum. Ondan sonra yine bilgisayarının başına dönebilirsin" diyebilirsiniz. Çünkü erkekler konuşma süresini kendileri belirlerlerse, inisiyatifi ele aldıklarını düşünürler.
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/4/2009
-
Zayıflamak isteyenler için küçük tüyolar...
Her türlü diyeti deniyor ama istediğiniz sonucu alamıyorsanız birkaç ipucuyla hem kilo verebilir, hem de sağlıklı beslenebilirsiniz Günde 8 saatten fazla uyumayın Yetişkin bir kişi için günde 8 saat uyku yeterlidir. Ayrıca uyurken sadece iç organlarınız çalıştığından kalori yakımı en düşük seviyede kalır. Lokmalarınızı çok çiğneyin Böylece mideniz yediklerinizi daha kolay hazmeder ve onun yorulmamasını sağlarsınız. Pişirme yöntemine dikkat edin Haşlama ve ızgaraları tercih edin. Abur cuburdan uzak durun Bu tür yiyeceklerin şeker ve yağ oranları çok yüksek olabilir. Gofret, cips, mayonez ve ketçap bu kategoriye giren çeşitlerin başında yer alıyor. Yağ ve şekere dikkat edin Her zaman olduğu gibi yağlı yiyeceklerden, kızartmalardan uzak durun. Şeker tüketiminde ise yapay tatlandırıcılar kullanabilirsiniz. Bol miktarda su için Çok terlediğimiz için bu yolla kaybettiğimiz su miktarını karşılamamız gerekiyor. Ayrıca su; iç organların daha iyi çalışmasını, dolayısıyla vücudun yakma işlevinin hızlanmasını sağlar ve yanan toksinleri dışarı atar. Ancak soda tüketimine dikkat edin. Aldığınız su miktarını arttırmak için fazla olmamak kaydıyla normal veya meyve çayları, taze meyve tüketebilirsiniz. Öğün atlamayın Özellikle vücudun gün içindeki en büyük enerji kaynağı olan kahvaltıyı kaçırmayın. Yemeğinizi küçük porsiyonlar şeklinde 4-5 öğün olarak yiyebilirsiniz. Fakat aralarında en az 2 saat olmalı. Kesinlikle öğün atlamayın. Akşam saat 8'den sonra yememeye özen gösterin. Bu saatten sonra acıkırsanız sadece meyve yiyin. Sütlü tatlı tercih edin Tatlı yiyeceklerde hamurlu olanlardan çok sütlülerini tercih edin. Böylece tatlılardan aldığınız karbonhidrat oranını düşürebilirsiniz. Örneğin dondurmayı hem serinletici hem de sütlü bir tatlı olmasından dolayı yaz aylarında rahatlıkla tüketebilirsiniz. Sofrada oyalanmayın Yemeğinizi bitirdikten sonra kalkın. Sofrada kaldıkça doyduğunuz halde birşeyler atıştırmaya devam edersiniz.
|
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
Sadece bunu söyleyip susmak isterdim; Ebediyyen susmak. Çünkü canım
acıyor; Konuştukça, arzuladıkça, özledikçe, en kötüsü yaşadıkça canım acıyor.
|
|